Kerbela Vakası

1 Şubat 2019

Kerbela Vakası

KERBELA OLAYI

Kerbela vakasını meydana getiren kin, o günün saltanat hırsıdır.

Ümeyye oğullarının Haşimilerle geçmişten kaynaklanan kinlerinden kaynaklanır. Ebu Süfyan’ ın Bedir savaşında, Ebu Cehil’ in birçok yakınlarını kaybetmelerinin kinidir. Çocuklarını da bu kinle büyütmüştür.

Hz.Ali’ nin halifeliğinin kabul edilmemesi; Sıffin savaşında yenilmek üzereyken, Kuran’ ın sayfalarının mızraklara takılması Müslüman değerlerinin ne denli çıkarları için kullanıldığı konusunda açık bir göstergedir.

Peygamberin vefatı üzerine (8 Haziran 632) Ensar (Medineliler) Beni Said gölgeliğinde toplantı halindeydiler. Halife seçimi üzerine tartışılıyordu. Muhacirlere birlikte olan Ömer yanına Ebu Bekir’ i de alarak o toplantıya gitti ve Peygamber’ in defin işleri bitmeden Ömer ‘in ilk biatiyle Halife seçildi.

Ebu Bekir’ in hastalığı artınca, kendisinden sonra halife olacağı üzerine Osman’ ı çağırarak vasiyetini yazdırırken bayıldı ve Osman Halife olarak Ömer’ in adını yazdı.

Ömer ‘ in Ebu Lü’lül’ e tarafından yaralanıp durumu ağırlaşınca istek üzerine bir heyet oluşturuldu. Heyete 6 kişi ve seçilmemek üzere oğlu Abdullah bulunuyordu.

Heyette bulunanlardan Abdurrahman b Avf’ ın eşi anne tarafından Osman’ ın kız kardeşi, annesi Ümeyye’ nin oğlu Süfyan’ın kızıydı. Ali savaşlarda bu soydan çok kişiyi öldürmüştü. Talha ise Teym boyundandı. Bunlarla Haşimoğullarının arası açıktı.

Bu yedi kişi kendi aralarında karar vererek Osman’ ı halife seçti.

Osman Halife olduktan sonra en önemli devlet görevlerine Emevi sülalesinden akrabalarını getirdi.

Osman’ın ölümü ile halifelik makamı yedi gün boş kaldı. Hz.Ali’ yi Basralılar Talha’ yı, Küfeliler Zübeyr ortada bulunmuyordu. Sonra onlar da getirilerek biat olayı sonuçlandırıldı. Gene de içlerinde biat etmeyenler bulunuyordu.

Hz Ali’ nin Harici İbn Mülcem tarafından öldürülmesi sonucunda taraftarları 28 Ocak 661 Hz. Hasan’ a biat ettiler. Biat esnasında Külfeliler Muaviye ile savaşma şartı ileri sürmüşlerdi.

Hz.Hasanbabasının defin işlemlerini bitirdikten sonra babasının katillerini kısas ettirdi.Bundan sonra Kufe biatından sonra Mısır ve Şam dışında İran, Mekke , Medine, Hicaz ve Yemen vilayetlerinin de biatını aldı.

Bu durum karşısında Muaviye harekete geçerek Kufe üzerine yürüdü. Bunu haber alan Hz.Hasan ordusunu toplamaya başladı. Ordunun Nuhayle’ de toplanmalarını istedi ama beklediği gibi olmadı.

Başlangıçta Muaviye ile savaşma şartını ileri süren Kufe’ liler, savaş sözkonusu olunca pek istekli davranmadılar. Buna rağmen Hz.Hasan yine de toplananlar ile birlikte Muaviye üzerine hareket etmek için Kufe’ den hareket etti. Bu arada ordu komutanlığına amcazadesi Ubeydullah B. Abbas’ ı tayin etti.

Muaviye hilafeti savaşsız alabilmek için Hz. Hasan’ a boş kağıt gönderiyor, ne istiyorsa yazması beklentisini iletiyordu. Bu arada Ubeydullah’ a Hasan’ ın kendisiyle barış için mektuplaştığını ve kendisine katılmak istediğini bildiriyordu.

Rivayetler Ubeydullah’ ın bir milyon dirhem karşılığı (bazı kaynaklar askerleriyle birlikte) Muaviye cephesini geçtiğini kaydeder.

Bu durum karşısında çaresiz kalan Hz. Hasan anlaşmaya mecbur kalır. İki taraf arasında 29 temmuz 661 tarihinde bir anlaşma yapılır. Hz. Hasan halifelikten çekilerek Muaviye’ nin halifeliğine rıza gösterir.

Hasan ile Muaviye arasında yapılan bir anlaşmaya göre halifelik yaşadığı sürece Muaviye ‘ye geçecek ama ondan sonra Hz. Alİ’ nin küçük oğlu Hüseyin halife olacaktı.

Hicri 49 yılında Muaviye,  Eş’as bin Kays ‘ ın kızı Hz. Hasan ‘ın eşlerinden Esma’ yı oğluna almak 10.000 dirhem ve 10 çiftlik hediye etmeyi vaad ederek zehirlemeye teşvik etti.

Hz.Hasan 46 yaşındayken tabirinin rivayetine göre böyle bir tertiple öldü. Vasiyeti üzerine Hz. Peygamberin yanında hazırlanan yere gömülecekti. Ama Hz. Ayşe hemen devesine binip yanına adamlarını alarak Hz. Hasan’ ın vasiyetinin gerçekleşmesine izin vermedi.

Medineliler bundan çok üzüntü duydular. Ona ‘ sen birgün deve üzerinde savaşa girer, bir başka gün peygamberin torununu kendi yanına gömülmeye bırakmazsın’ dedilerse de onu kararından caydıramadılar. Hz. Ayşe’ nin adamları karşı tarafa ok atmaya başladılar. Atılan oklardan Hasan Bin Ali’ nin tabutu delik deşik oldu. Bunun üzerine, onu Baki mezarlığına defnetmeye mecbur kaldılar.’

Emevilerin kavgası baştan sona mal ve mevki kavgasıydı. Emevilerin islamın ve müslümanların kaderine egemen olmak için Osman’ ı kullanma taktikleri, Osman’ ın canından olması ve çıkan kargaşanın müslüman camiayı bir ateş gibi sarmasıyla sonuçlandı. Emevilerin en kurnaz şahsiyeti olan Muaviye, bu ateşin bünyeyi sarmasını bir fırsat olarak değerlendirdi ve müslüman toplumu kaosa biraz daha sokarakhilafeti yani devlet yönetimini ele geçirdi.

Mart ayında hemen babasının ölümünden sonra yezid, Medine valisi Velid’ e bir ferman gönderir. Tümü bana biat etsin. Etmezse kafalarını kesip kafalarını Şam’ a gönder diye emir verir. Birçok mücadeleler verdikten sonra Hz.Hüseyin’ in hapsedilmesini ister. O zamanın valisi Velid der ki: Hüseyin duymasın. Hüseyin bu konuşmayı duyunca Mervan’ a dönerek Ya zerkinin haram zadesi Hz.Peygamber’ in lanetine uğrayan senin gibi bir lanetten hayırlı iş beklenmez der.

Bunun üzerine ertesi gün Medine Valisi Velid halkı toplar Yezid’ den gelen mesajı okur.

Hz.Hüseyin’in amcası Abbas oğlu Abdullah ile konuştuktan sonra amcası Akil! in oğlu Müslüm’ ü çağırır ve Küfe halkına git benim gönderdiğimi söyle der ve sonra Hz Müslüm 7 yaşındaki Mehmed’ i 9 yaşındaki İbrahim’ i yanına alarak Küffe’ ye varır.

Orada misafir olacağı kişi Ehlibeyt’ in dostudur. Müslimi Akil o eve misafir olur. Hüseyin’ in namına geldiğini söyler. Bunu duyan Küffe halkı akın akın yanlarına gelerek Hz. Hüüseyin’ e bağlılıklarını gösterirler.

Bunun üzerine Müslim Akil, Hz. Hüseyin’ e haber gönderirler. Küffe halkı biatları üzerinde duruyorlar.

O zamanın valisi Beşir oğlu Numan, Ehlibeyt’ e karşı savaşmayacağını anlayınca görevden alır ve kendisi gibi gaddar Ehlibeyt düşmanı olan Ziyad oğlu Übeyd’ i Küffe’ ye vali tayin eder. Emir verir. Akil oğlu Müslim’ i öldürün talimatı verir. Hz. Hüseyin’ in Irak’ a girmesini engelleyin der. Şayet yakalarsanız, biat etmezse yakalayın başını alın Şam’ a gönderin der.

Haniye’ nin evinde misafir olan Akil, oradan çıkar ve Küffelilere güvenerek savaş ilan eder.  Canını kurtarmak için Muhammed Kesir’ in evine saklanır. (11 eylül 680) yakalanarak şehadet şerbetini içer.

Hz.Hüseyin Küffe’ ye doğru yola çıkar. Bunu duyan Küffe valisi Übeyid İbn-i Ziyad teminli Zeyid’ in oğlu Hür 300 kişiyle Hz. Hüseyin’ in başka yöne gitmesini sağlamaya çalışır.

Bütün mücadelelere karşı duran Hz. Hüseyin ve altı Zülcenah mıhlanmış gibi duruyor.Oradaki canlarına soruyor. Bu yerin adı ne? İçlerinden biri burası Arzu Mariya der tekrar sorar başka bir ismi var mı diye? Bir başka sahabe bu yerin öbür ismi Kerb-i Bela der. Bu ismi duyunca Hz. Hüseyin ‘ Allahu Ekber’ der Attan iner.

Burasının bizim için zulüm bela deryası olacağını, Dedem iki cihan serveri Muhammed Mustafa Cebraile söylerken duydum. Buraya Haymagahın çadırları kurulsun der. Oradan Ömer’i çağırtır. Baş başa görüşürler. Küffe valisi Übeyd’ e gönderir. Übeyd komutanlarını toplar ve gelen haberi onlara duyurur.

Onların içinden birisi Zülgevşen’ in oğlu Şimir ayağa kalkarak şu teklifi sunar. Hz.Hüseyin’ i nereye gönderirseniz gönderin kendisine hemen sahip çıkarlar der. Etrafına toplanırlar. Taraf bulur. Onun için tekrar Ömer’ e söyletirler. Kabul edemeyiz. Ve etrafındakilere teslim olmasını söyletirler.

Şayet benim emrime karşı gelirse (yani Şimir) sen onların başında Amirsin der. Ömer’ e :’Hüseyin ‘in başını bana getir’ der. Übeyd Şimir sevinerek bu emri Kerbela’ ya gelerek Ömer’ e verir. Ömer ‘ Ne kadar zalim insansınız’ der.

Bu hükmü verenler Hz.Hüseyin’ in üzerine yürürler.

Bir zaman sonra Hz. Hüseyin başını ellerinin arasına almış düşünüyordu. Cenabı Zeynep düşmanın geldiğini görünce uyarıyor.

Bunu gören Hz.Hüseyin, Celal Abbas’ ı Ömer’ e gönderiyor. Bir günlük izin istiyor. Hz. Hüseyin ve canları hemen Haymagahın etrafını eşerek hendekler kazıyorlar. Çalılarla kapatıyorlar. Son geceyi de bütün etraflarıyla ibadet ederek geçirirler.

Fakat yezid ordusu sabaha karşı her tarafı sarmış. Ve boru seslerinin geldiğini duyuyorlardı. Ordular yerlerini almışlardı. Kuşatma başlamıştı. Sağ tarafında Haccac oğlu Ömer, sol tarafında Zülcevşen oğlu lanetli Şimir kafiri, orta yerde de Seyid Vakasının torunu Şadın oğlu lanet Mustahak tutmuştu.

Başkomutan olan Ömer’ i gören şehitler serdarı Hz.İmam Hüseyin kafirlerinin niyetlerinin bozuk olduğunu anlar, kendi taraflarına ‘savaşa hazır olun’ der.

Medine valisi Velid emir verir.’ Hz.Hüseyin ve etrafı ya bana biat ederler, ya da hepsini esir alınız’ der. Hz.Hüseyin lanetliye dönerek şunları söyler. ‘Hz.Peygamber’ in lanetine uğrayan o lanetlilerden başka birşey beklenmez.’ der ve kendisine verilen İmamlık görevini yerine getirmesinin zamanı geldiğini söylerler.

Atı Zülcenah’ı çekiyor, Hz.Muhammed’ in imametini başına, hırkasını da üstüne atıyorve Yezid ordusunun karşısına geçiyor. Küffe halkına şöyle sesleniyor.

‘Ey Külfe halkı benim söylediğim sözleri anlamayacak kadar sağırsınız. Üzerimdeki cübbeyi, başımdaki sarığı görmeyecek kadar kör oldunuz. Birgün hakkın huzurunda ben sizden davacı olacağım. İşte o güne bu konuşmam bir belge olsun diye konuşuyorum.

Ey utanmaz kavim, başımdai sarık, belimdeki kılıç, sırtımdaki mutluluk hırkası, altımdaki at, dedem Hz. Muhammed’indir.

Ben Peygamberlik ilminin varisiyim. Hz.çFatma’ nın ciğer paresiyim. Bütün yaşamım boyunca benden size bir kötülük oldu mu?. Ey gaddar kavim, hamdolsun ki benim hakkımda salavat getirdiğiniz Peygamber’ in torunuyum. Onun sevgilisi Fatmagül Zöhre’ nim oğluyum . Alliyel Murtaza benim babam. Hz. Peygamberimiz onun hakkında ‘Lahmeke Lahmi, Dembüke Dema, Rukike Ruki ‘ demiştir.

Bunun açıklaması :Ali’ nin eti benim etimden, kanı benim kanımdan, ruhu benim ruhumdan, ben ilmin şehriyim Ali o ilmin kapısıdır. Ali’ den bana gelinir.Ben kimin mevlasıysam Ali’ de Mevla’ sıdır. Haniya İhlas gibi, Ayet gibi öten dilleriniz taş mı kesildi. Söyleyiniz. Ey Şad oğlu Ömer, Ey Hacce oğlu Ömer. Ey Rabiya Sis, Ey Enes oğlu Sinan. Ey Zülgecşen oğlu Şimir. Bu ne gaddarlıktır. Bu ne zulümdür. Sussuz bir insana bu zulüm reva görünür mü? Biliyor musunuz bu ay ne ayıdır? Bu gün hangi gündür?Bu ay mübarek aylardan muharrem ayıdır. Peygamberimiz bu ayda kan dökmeyiniz diye yasaklamıştır. Bugün Aşure günüdür. Dedem   Muhammed Mustafa, Babam Allüyel Murtaza bu günde peygamber için salat ve selamda bulunurlardı. Siz Müslüman değil misiniz? Yarın hangi yüzle ceddimden şefahat bekleyeceksiniz?

Ne durursunuz haydi öldürün;

Kudretin Mahi Muharrem Resulüm

Nasıl layık gördünüz cismimi hançere

Dört kitabın hangisi verdi fetvayı ey Yezid

Öldürün öldürün şahı şehidi KERBELA’ yı öldürün.

Canı canım ey

KERBELA’ nın yazıları bizim için ah eder.

EHLİ BEYT’ in yavruları gözlerinden kan döker.

Yarın şefaati YEZİD sana kim eder.

İşte o PEYGAMBER’ in torunuyum öldürün.

Öldürün canım canım ey

Alnıma yazılmış emre muhalif olmadım.

Sormayın yezidler bu işten aciz kalmadım

Bana su mu yok idi ben nuş kılmadım.

Öldürün öldürün Şahı Aliyyül Murtazayı

Öldürün canım canım ey

Hakkımı ihmal etmeye ey Guruhi nebikar

Mahiyetin yok ki etsin senden ahuzar

Emmilerin ABBAS atam ALİM var

Öldürün öldürün FATMA Ana’ nın oğlu

Şah Hüseyn’ i öldürün canım ey.

Hz.Muhammet’ e olan kininizi bende mi buldunuz? Der Ömer: ‘Bu söylediklerinden kimse bir şey anlamaz. Ya Yezid’ e biat edersin, ya da kelleni alırız’ der

Ömer’ e ‘ Ben Ehli Beyt’ ten biriyim. Bunun mümkün olmadığını sana ‘ Yezid’ in ordusunun içinden kumandan olan HÜR sıçrar ileri çıkar, geri dönerek şu sözleri söyler kendi ordusuna:

‘Peygamber’ in torununa böyle mi muamele edilir’ der ‘ Yezid’ in pis servetindense, Hz. Muhammed’ in şefaatine nail olmayı tercih ederim.’ Hz. Hüseyin’ in yanına gider ve ayaklarına kapanarak: ‘ Senin geri dönmene ben mani oldum. Şimdi ise İlk şehit ben olmak isterim’ der. Hür, sadık kölesi ve kardeşi ile Hz.Hüseyin’ in yanında yer alarak savaşı başlatır. İlk şehit de HÜR ŞEHİT tir.

Bundan sonra beklemediği bir anda Hz.Hüseyin’in üzerine yağmur gibi oklar yağar. Bir anda belaya düştüğünü görünce sahabelerine seslenir.

‘Ey sözlerinde vefalı müminler ; Savaşa hazır olunuz ve şehit olmayı bekleyiniz.’

Hz.Muhammedi’ in sevgili torununa, diğer bütün ev halkına yapılan bu zulümve katliam hicret tarihinin 61.yılında Muharrem ayının 10’ unda Cuma günü şafak ağardıktan hemen sonra başlamıştır. Miladi tarih 10 Ekim 680 tarihidir.

Hz.Hüseyin’ in oğulları, kardeşleri ve sahabeleri kendisi ile 68 kişi, 6 aylık Ali Asker ve Hür; kardeşi ve kölesi ile beraber şehit olanların yekünü 72 ‘ dir. Bunlarda 32 kişi atlı süvari, diğerleri piyadedir. Bu nların 4 tanesi amcası Akil’ in çocukları MÜSLÜM ve kardeşleri Cafer ile Abdurrahman’ dır.

Müslüm’ün çocukları Abdullah ile İbrahim Muhammed hazretleridir.

6 tanesi Hz.Ali’ nin oğulları, Hz. Hüseyin’in annesinden üvey kardeşleri Hz.Fazlı, Ebubekir, Osman, Avni, Abdullah, Abbas hazretleridir. Diğer iki tanesi de İmam Hasan’ ın oğulları Abdullah ile Kasım hazretleridir. Diğer iki tanesi de İmam Hüseyin’ in oğulları Ali Ekber ile Ali Askar hazretleridir.

Ali Askar 6 aylık masum yavrudur. Kerbela’ da Hz. Muhammed’ in soyundan tam 19 can şehit edilmiştir. YEZİD ordusuna karşı kahramanca, amanla çarpışıp şehitlik mertebesine ulaşırlar. Kardeşlerinden en son Abbas kalmıştır.

Abbas atına binip savaş alanına varınca, Yezid ordusuna dönerek;

‘ Ey acımasız insanlıktan uzak haydutlar kavimi, Ey vefasız kavim. Hz. Peygamber’ in Hz. Hüseyin diyor ki. Bütün sahabelerimi yakın akrabalarımı öldürdünüz. Bu nasıl bir kin, Bu nasıl bir düşmanlıktır?

Artık kana doymadınız mı? Yaptığınız bu zulümden pişmanlık duymuyor musunuz?

Şu küçük masumlar kadınlardan ne istiyorsunuz? Bu suçsuz masum insanlar susuzluktan ölüyorlar. Hiç değilse onlara su verin. Bizde Ruma, Çine, Hinde gidelim. Arap yarımadası sizlere kalsın.

Yezid ordusunun kumandanı dönerek: ‘ Ey Abbas boşuna uğraşma. Yezid’ in kati emri var. İbn-i Ziyad’ ın oğlu Übeyyd’ den bize taht ve saltanat sözü var. Dünya yüzü her taraf tatlı su olsa, koruyucusu da biz olursak Hz. Hüseyin taraftarlarına , ev halkına ve kendisine su vermeyiz.’

Hz. Abbas geri gelecek. Hz. Hüseyin’ e durumu anlatır. Çadırdan su diye iniltiler gelir. Buna dayanamayarak iki matara alarak atına biner, Fırat’ a doğru sürer. Hz.Abbas su içmek isterken çadırdaki susuzluk iniltilerini tekrar duyar. Su içmekten vazgeçer. Mataraları doldurarak geri döner.

Her iki omuzundaki mataralarla vücuduna saplanan oklarla aldırmadan koşarak Ehli Beyt’ in çadırlarına ilerler. O sırada arkadan gelen Erzak oğlu Nevfel, lanetlenmiş bir kılıç vurmayla sağ kolunu omuzdan keser. Buna aldırmayan Abbas sol kolundaki matarayla devam ederken başka bir lanetullah sol koluna bir kılıç vurarak kolunu bedeninden ayırır.

Hz.Abbas matarayı bırakmak istemez, ağzıyla tutup götürmeye çalışırken bir lanetullah ok matarayı deler. İşte o su, mazlumların gözyaşları gibi Kerbela çöllerine akar gider. Hz. Abbas kanlar içerisinde inlerken, Hz.Hüseyin’in etrafına bakar: ’Sizler insan kılığında canavarsınız. Sizlere artık hiç sözüm yok.’ Der. Hz. Abbas şehitlik şerbetini içmiş olur.

Bu zulmü gören Ali Ekber amcası Abbas’ ın intikamını alması için Hz.Hüseyin’ den müsaade ister. Silahını kuşanır, Nara atarak meydana çıkar ve karşısına o gün kimse çıkmaz.

Bir sonraki gün lanetullah Ömer karşısına çıkar cengaver pehlivanlarını gönderir fakat, Hz.Ali Ekber karşısına kim çıkarsa iki hamlede öldürür. İki bin kişilik orduyu üzerine gönderir. Yezid ordusu her taraftan ok yağmuruna tutar ve orada Şehit’ lik şerbetini içer.

Sıra İmam Hüseyin’ e gelmiştir. İmam Hüseyin ev halkına öğüt verdikten sonra, küçükleri büyüklere emanet eder. İmam Zeynel Abidin babasının tek başına kaldığını görünce dayanamayıp yatağından kalkar, silahını kuşanır. Hz.Hüseyin’ in oğluna der ki; ‘Senin şehit olmana henüz izin yoktur. Bizim neslimiz senden devam edecektir. Bize Cennet edilen imamlığı senden gelecek nesil yürütecektir.

Kendisine maddi ve manevi emanetleri verir, ona bacısı Cenabi Zeyneb’ e emanet eder. Çadırdan çıkarken Ali Askar’ ı iki ellerinin arasına alarak bağrına basar. Havaya kaldırır:

‘ Ey Zalimler, hele sayalım ki size karşı ben suçluyum. Acaba bu günahsız, suçsuz yavruya neden bir damla su vermiyorsunuz?’

‘Ya Hüseyin, Yezid’ in ve Ziyad’ ın oğlunun kesin emri vardır. Yezid’ e biat etmediğin müddetçe sana su yok derler.

Hz.Hüseyin dönüp çadırına giderken o anda Kahili Hazime isminde bir Yezidi Lanetullah Ali Askar’ ı boynundan vurur. Hz. İmam Hüseyin gözlerinden kanlı yaşları akıtarak boynundan oku çıkarır. Ali Askar da babasının kucağında şehitlik mertebesine erişir. Hz. Hüseyin kanlar içerisinde kalan yavruyu annesi Şehri Banu’ ya teslim eder. Atına binip savaş alanına öyle bir girer ki, o andaki heybetinden bütün düşman askerlerini korku sarar.

Konuşmalarından sonra Yezid ordusu etkilenmiş olacak ki, kumandanlar hemen durumu farkederler. Lanete müstahak Bihter, Şis, Şimir, Ömer ve diğer komutanlar hep birlikte cevaplarlar.

‘Ey Hüseyin, bizim seninle savaşmamız Hükümdarımız Yezid’ in emridir. Senin tek kurtuluşun Yezid’ e biat etmektir. Ya Yezid’ e biat et, ya da uzatma savaşa hazır ol.’

‘Ben buraya savaşmaya gelmedim beni siz davet ettiniz. Yezid’ e biat etmem. Ben Ehli Beyit’ ten biriyim. Bu haksızlığı kabul etmem, bunu bilesiniz.’ Der.

Hz.Şahı Merdan bunu söyledikten sonra öyle bir nara vurur ki sanki o an deprem olur.

Lemin lanetullah’ ı bir kılıçla ikiye böler.Hz .Hüseyin karşısına bir savaşçı daha ister.

Gerekse o vuruştan, gerekse korkudan, karşısına kimse çıkmaz. Şad’ ın oğlu Ömer lanetlisi Arap ülkelerinde dövüşçülüğü ile tanınmış meşhur Zeyit Etbani’ yi karşısına çıkarır. Zalim gelir gelmez hemen saldırıya geçer. Hz. Hüseyin onun da işini bitirir.

Susuzluktan amanı kesilen Hz.Hüseyin atını Fırata doğru sürer. Bunu gören lanet Şimir askerlerine bağırarak emir verir:

‘Ey Küffe askerleri, ey Şam askerleri, sakın su içmesine fırsat vermeyin. Kendisi de atı da su içerse onu yenmemiz mümkün olmaz.’ Der.

Hz.Hüseyin çadıra girerek kadınları toplar. Hz.Zeynep Anne’ yi Ümmü Gülsüm’ ü Şehri Banu’ yu ve diğer kadınları överek teskin etmeye çalışır ve der ki;

‘Ey kadınlar, Bugün matem gününüz buna hazırlanınız ancak, yakalarınızı yırtmayınız, saçlarınızı yolmayınız kendinizi imkan dahilinde saklayınız, düşman karşısında metanetli olmaya uğraşınız.’

Bunları söylerken gözlerinden yaş akıyordu. ‘ Ben sizin selamınızı biraz sonra Dedem’ e ve Babam’ a götüreceğim.’

Kumandan Ömer’ in emri ile bütün düşman askerleri her yandan Şehitler Sultanı’ nın üzerine saldırır. O Allah’ın Aslanı’ nın oğlu Hüseyin deşti Kerbela’ da Yezid ordusunu yararak Fırat’ a kavuşur fakat, bu sefer tam suyu içerken kafir Temin oğlu Haris bir ok atarak ağzındaki dişlerini kırar.  Bu yüzden yine su içmez geri döner.

Üzereine yağmalanan oklardan yaralanan Hz. Hüseyin halsiz düşer. İmam Hüseyin kendisini son bir defa daha toplayarak oturdu. O sırada bir lanetlinin attığı ok yüzüne saplandı. İmam Hüseyin oku yüzünden çıkarınca, o nurlu yüzünü kaplayan kanlara mübarek elini sürerek, inşallahbu durum ile Babam’ ın Anam’ ın Dedem’in hakkın huzuruna giderim buyuruyor. Bu halini gören Şimir oğlu Dera bir kılıç vurarak Hazretlerinin kolunu koparıyor.

Enis oğlu Sinan’ da bir kılıç vurup diğer omuzunu kesiyor. Bu iki darbeden sonra Şehitler Serdarı oturduğu yerde tekrar yere seriliyor. Yezid oğlu Havli ve onun oğlu Sebal lanetleri geliyorlar ki Hz. Hüseyin’ in başını kessinler.

Gördükleri vahşetin karşısında ürkerek geri çekiliyorlar. Hz.Hüseyin tekrar kalkmaya çalışırken lanetli Sinan Mızrak vurup tekrar yere uzatır. O anda başka lanetli gelir ki Hazret’ in başını kessin. Hz. Hüseyin:

‘Ey zavallı emir kulu. Benim katilim sen değilsin. Sen bu kötü işi işleme. Lanete müstahak olup cehennemde yanma. Sonra cezaların en şiddetlisine uğrarsın.’ Deyince komutanın emriyle gelen zavallı adam ağlayarak:

‘Ey hakiki İmam. Şefaat dilediğimiz Peygamber’ in torunu. Biz sana bu kadar zulüm ettiğimiz halde , bze acıyorsun. Hakiki İmam olduğuna şüphem kalmadı.’ Diyor ve ağlayarak geri çekiliyor.

Hz.Hüseyin üzerine tekrar birisi gelir. Hz. Hüseyin gözünü açarak o zalime sorar:

‘ Ey yüzü kara adam sana kim derler?’

‘Bana Zülgevşen oğlu Şimir derler.’

Hz Hüseyin:

‘Yüzündeki Şimir zırhının eteğini kaldır. Yüzünü göreyim der.’

Bir bakar ki cehennemliğin dişleri domuz dişleri gibi dışarı çıkmış.

Hz.Hüseyin öyle görünce:’ Sadak Allahu Resullulah’ der Çünkü Hazreti Peygamber batın aleminde katilini göstermişti.

Şehitler Serdarı’ nın sinesine çıkan Lanetullah Şimir bu ay ne ayı? Bugün ne gündür? Bu zaman ne zamandır?’

Şimir Lanetlisi:

‘ Bu ay Muharrem ayıdır. Bugün de Cumadır. Bu zamanda namaz vaktidir.’ Diye cevap verir.

İmam Hüseyin’ in başını alarak yanındaki yakınları ve ailelerini Şam’ a götürürler. Giderken Keşiş’ in bulunduğu savaş alanına giderler. Keşiş’ e ‘Bizi içeri alın.’ Derler. Keşiş sorar:

‘ Nereye gidiyorsunuz? Bu ne? Ne götürüyorsunuz? ‘ diye sorar. Yezid ordusunun komutanı:

Bu İmam Hüseyin’ in başı. Küffe’ ye Yezid’ e götürüyoruz.’ Der ve başı, kadınları içeri alır. Askerleri dışarıda bırakır.

Keşiş bu olaylarda Hz. Hüseyin’ in başı için yedi oğlunun başını keserek İmam Hüseyin’ in başı. Yezid İmam Hüzeyin’ in başını alarak Küffe’ ye doğru gidiyor.

Keşiş

İmam Hüseyin’ in şehit edilip Yezid’ in askerleri tarafından başını Yezid’ e götürmek için yola koyuluyorlar ve bir kiliseye garantili diyerek sığınıyorlar.

Keşiş: Ne bu aceleniz, mal mı kaçırıyorsunuz diye soruyor. Yezit taraftarı, Hz. Muhammet’ in torunu Ali’ nin oğlu Hüseyin’ in başı bu diye teslim ediyorlar.

İmam Hüseyin’ in başının etrafında Ehlibeyt taraftarı 5 hatun kişi vardır. Bunlar 1.Fatma, Betül,Zöhre. 2. Haticei Kübra 3.Guruhi Naci, 4.Meryem, 5.İshak’ ın anası Sara’ dır.

İmam Hüseyin’ in başına bir nur doğdu, bunu gören keşiş ura doğru gitti. Baktı ki İmam Hüseyin’ in başının olduğu yerden doğuyor ve etrafında 5 hatun kişi dövünüyorlar. Keşiş, büyük oğlunu çağırıyor, gösteriyor. Oğlu da buna şaşırıyor. Ve İmam Hüseyin’ in başını vermeyelim, benim başımı kes baba oraya koy diyor. Keşiş tereddüt ediyor ve oğlu tekrar söylüyor. Bunun üzerine babası oğlunun başını kesiyor, İmam Hüseyin’ in başını alarak oğlunun başını koyuyor.

Yezit taraftarları, tan yeri ağarırken İmam Hüseyin’ in başını istiyor. Keşiş oğlunun başını veriyor. Yezit taraftarları, bu İmam Hüseyin’ in başı değil diye itiraz ediyor. Bunun üzerine yedi oğlunun başını veriyor.

Bir duda İmam da şöyle diyor.

Keşiş verdi yedi oğlunun başınıSevenler böyle sever İmam Hüseyin’ i